UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Efes Antik Kenti’nde başlatılan yeni bir karşılama merkezi inşaatı, Türkiye’nin en çok ziyaret edilen arkeolojik alanlarından birinde sert bir tartışmayı beraberinde getirdi. Selçuk’taki ören yeri girişinde planlanan proje, 180 otobüs kapasiteli bir otopark ve 61 dükkândan oluşuyor.
Projeye yönelik tepkilerin merkezinde, Ege Çevre ve Kültür Platformu’nun (EGEÇEP) yaptığı resmi başvuru yer alıyor. Platform, inşaatın kurul izni olup olmadığının ve mevcut çalışmaların hukuka, bilimsel ilkelere ve koruma kararlarına uygun yürütülüp yürütülmediğinin denetlenmesini talep ediyor.
UNESCO mirasında beton tartışması
EGEÇEP’in kamuoyuyla paylaştığı bilgilere göre, inşaat alanında dekarlarca doğal bitki örtüsü tamamen ortadan kaldırıldı ve bölgeye tonlarca hafriyat döküldü. Görünürlüğü azaltmak için paravanlarla çevrilen alandaki bu müdahalenin, Efes’in kültürel peyzajını ve 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı’nı geri dönüşü olmayan bir riskle karşı karşıya bıraktığı savunuluyor.
Platformun en dikkat çekici itirazlarından biri, projenin konumuyla ilgili. İnşaatın yapıldığı alanın, yaklaşık 3 bin yıl önce var olduğu bilinen Koressos Yerleşimi ve limanının bulunduğu bölgeyle örtüştüğü belirtiliyor. Alanın aynı zamanda, Büyük İskender’den sonra Efes’i yeniden inşa eden Lisimakhos’un yaptırdığı surlara ve Koressos Kapısı’na komşu olduğu vurgulanıyor.
Arkeolojik risklere dair endişeler yalnızca tarihsel kaynaklara dayanmıyor. 2013 yılında Viyana Teknik Üniversitesi’nden jeofizik uzmanları tarafından yürütülen jeoradar çalışmalarında, bu bölgede bir kilise kalıntısı ve küçük bir tapınak yapısının izlerine rastlandığı bilgisi paylaşılıyor. Bu bulgular, toprak altında henüz gün yüzüne çıkmamış başka arkeolojik kalıntıların bulunma ihtimalini güçlendiriyor.
İnşaat alanının yaklaşık 100 metre batısında, Artemis Tapınağı’ndan Koressos Kapısı’na uzanan Kutsal Yol yer alıyor. Bu yolun çevresinde farklı türlerde mezar yapılarının bulunduğu, Efes Müzesi’nde sergilenen Gladyatör Mezarları’nın da aynı bölgede tespit edildiği biliniyor. Uzmanlara göre, bu yoğun arkeolojik bağlam, her türlü inşaat faaliyetini son derece hassas hale getiriyor.
Tartışmalar yalnızca arkeoloji ve çevreyle sınırlı değil. EGEÇEP, Efes Alan Yönetimi Planı’nda karşılama merkezinin Efes Havaalanı yakınında yapılmasının öngörüldüğünü hatırlatarak, mevcut projenin plan kararlarına da aykırı olduğunu savunuyor. Buna göre sorun, yalnızca uygulamada değil, yer seçiminde de ortaya çıkıyor.
2015 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne giren Efes Antik Kenti, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlıyor ve Türkiye’nin kültür turizmi vitrininin başında geliyor. Ancak eleştirmenlere göre, ziyaretçi deneyimini iyileştirme amacıyla atılan bu adım, doğru planlama ve denetim olmadan hayata geçirildiğinde, koruma ile tahribat arasındaki çizgiyi tehlikeli biçimde bulanıklaştırıyor.
EGEÇEP, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’na yaptığı başvuruda, proje için gerekli izinlerin varlığının ve inşaat faaliyetlerinin bu izinlere uygunluğunun ivedilikle incelenmesini istiyor. Tartışmanın nasıl sonuçlanacağı ise yalnızca Efes’in değil, dünya genelinde UNESCO miras alanlarında turizm yatırımlarının nasıl şekilleneceğine dair daha geniş bir soruyu da gündeme taşıyor.

