2025 yılının ilk yarısında yurt içinde seyahat eden kişi sayısı geçen yıla göre artarak 24,68 milyona ulaştı. Ancak bu rakam, 2019’daki 26,62 milyonun ve 2018’deki 26,83 milyonun gerisinde kalarak son yedi yılda yaklaşık 2 milyonluk bir düşüşe işaret etti. Uzmanlara göre yüksek fiyatlar, vatandaşların yurt içinde tatil yapmasını giderek zorlaştırıyor.
Turizm Databank verilerine göre, iç turizmin pandemi öncesi seviyelere dönemediğini gösteriyor. 2025’te toplam yurt içi seyahat sayısı 29,72 milyon olarak kaydedilirken, bu da 2019’daki 33,5 milyon seviyesinin yaklaşık %10 altında kaldı. Geceleme sayısı da 184,53 milyonda kalarak 2019’a göre %20’den fazla azaldı. Buna karşın fiyat artışları nedeniyle harcamalar Türk lirası bazında %30 yükseldi.
Artan Pahalılık Seyahati Sınırlıyor
Turizm Databank’ın derlediği istatistikler, iç turizmdeki daralmanın temel nedeninin artan yaşam maliyetleri olduğunu ortaya koydu. Verilere göre 2025’te vatandaşlar ortalama olarak daha kısa konaklamalar yaparken, toplam harcama miktarı yükseldi. Dolar bazında ise artış %9 seviyesinde kaldı.
Uzman değerlendirmeleri, “artan pahalılık” nedeniyle birçok kişinin seyahatten tamamen vazgeçtiğine işaret ediyor. Yüksek konaklama ve ulaşım fiyatları, özellikle dar gelirli kesimlerin tatil planlarını iptal etmesine yol açtı. Raporda bu durum, “pahalılığın içerde seyahati olanaksız kıldığı” şeklinde özetlendi.
2019’a Göre Gerileme Devam Ediyor
2019’da yurt içi seyahat eden kişi sayısı 26,6 milyon, toplam seyahat sayısı 33,5 milyon ve geceleme sayısı 236,8 milyon olarak kaydedilmişti. 2025’in aynı döneminde ise bu göstergeler sırasıyla 24,6 milyon, 29,7 milyon ve 184,5 milyon düzeyinde kaldı. Bu tablo, Türkiye’nin iç turizm hareketliliğinde yedi yıldır süren gerilemenin sürdüğünü gösteriyor.
Ekonomik göstergelerdeki toparlanma çabalarına rağmen, sektör temsilcileri fiyatların düşmemesi halinde yurt içi turizmde kalıcı bir canlanmanın zor olacağı görüşünde birleşiyor. İç turizmin yeniden ivme kazanması için konaklama, ulaşım ve hizmet fiyatlarında dengeleyici politikalar gerektiği belirtiliyor.

