web analytics
Türkiye’de denize kıyısı olan bir tatil tesisinin havuzları, yemyeşil alanları ve koyda demirlemiş yatlarla görülen havadan çekilmiş manzara.

Turizmcilerden Acil Kur Uyarısı: “Bu Gidişle Türkiye Tatil İçin Çok Pahalı Olacak”

Türkiye’de turizm sektörü, döviz kurunun piyasa gerçeklerine paralel yükselmemesi nedeniyle artan maliyetleri karşılamakta zorlandığını ve mevcut ekonomik politikanın sürmesi halinde 2026 sezonunun ciddi kayıplarla sonuçlanabileceğini belirtiyor. Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği Başkanı ve Türkiye Otelciler Federasyonu Başkan Yardımcısı Mehmet İşler, kur baskısının maliyet artışını karşılamadığını ve hem yerli hem yabancı turist için Türkiye’nin giderek pahalı bir destinasyona dönüştüğünü ifade ediyor. İşler, işletme giderlerinin hızla yükseldiğini, buna karşın döviz karşılıklarının aynı ölçüde artmamasının sektörü sürdürülemez bir noktaya taşıdığını söylüyor.

Açıklamada, 2026 yılının “hüsran yılı” olabileceği uyarısı yapılırken, turizm gelirlerinin döviz üzerinden elde edilmesine rağmen giderlerin Türk Lirası ile karşılanmasının gelir-gider dengesini bozduğu vurgulanıyor. Sektör temsilcileri, kur politikasının piyasa koşullarına uygun hale getirilmemesi nedeniyle hem yatırım planlarının ertelendiğini hem de mevcut tesislerin yenileme süreçlerinin durduğunu belirtiyor. Ekonomik programda öngörülebilirlik sağlanmadığı takdirde Türkiye’nin rekabet gücünün daha da zayıflayacağı kaydediliyor.

Artan maliyetler sektörü sıkıştırıyor

Mehmet İşler, yüksek enflasyon, kur baskısı ve artan işletme giderlerinin turizmde ciddi bir yük yarattığını açıklıyor. İşler, “Gelirlerini döviz üzerinden elde eden ancak giderlerini Türk Lirası bazında ödeyen bir sektörüz. Döviz kurundaki baskı sektörde ciddi bir gelir ve algı krizine neden oldu” dedi. Sektörde kârlılığın hızla azaldığını belirten İşler, işletmelerin yeni yatırımları askıya almak zorunda kaldığını söyledi.

İşler, reel piyasa koşullarına göre 1 Euro’nun 57 TL seviyesinde olması gerektiğini, ancak kur baskısı nedeniyle yaklaşık 49 TL seviyesinde kaldığını aktarıyor. Aradaki farkın yabancı turistin satın alma gücünü yüzde 15 azalttığını ifade eden İşler, 2021’de 1.000 Euro ile 10 gün tatil yapan bir Avrupalı turistin bugün aynı bütçeyle sadece 6–7 gün konaklayabildiğini belirtiyor. Bu durumun Türkiye’nin fiyat anlamında rakip destinasyonlara kıyasla dezavantajlı bir konuma sürüklendiği ifade ediliyor.

Turistin tatil gücü azalıyor

Sadece yabancı turistin değil, gurbetçi vatandaşların da Türkiye’yi pahalı bulmaya başladığı vurgulanıyor. İşler, Almanya veya Fransa’da 2.000 Euro kazanan bir gurbetçinin gelirinin yaklaşık 98.000 TL’ye denk geldiğini, Türkiye’deki temel giderler ile konaklama ve ulaşım maliyetlerinin Avrupa seviyelerine yaklaşması nedeniyle gurbetçi turistlerin de fiyatlardan olumsuz etkilendiğini belirtiyor. Bu nedenle hem turist akışında hem de harcama davranışlarında zayıflama gözlendiği ifade ediliyor.

Turizmcilerin maliyet baskısı altında zorlandığına dikkat çeken İşler, “Elektrik giderleri son bir yılda yüzde 85, personel maliyetleri yüzde 110, gıda ve içecek maliyetleri yüzde 130 arttı” dedi. Fiyatların döviz bazında belirlendiğini ancak kurun bu artışlara ayak uydurmadığını söyleyen İşler, 2021’de yüzde 20 seviyesinde olan kâr marjının bugün birçok işletmede yüzde 4–5 seviyesine düştüğünü aktarıyor. İşler, “Bu tablo ekonomik olarak sürdürülebilir bir tablo değildir” diye konuştu.

Sektör temsilcileri, birçok işletmenin sezon ortasında dahi zararına çalıştığını belirtiyor. Mevcut ekonomik politikaların 2026 yılında da devam etmesi halinde Türkiye’nin hem yabancı turist hem de gurbetçi turist açısından pahalı bir destinasyona dönüşeceği öngörülüyor. İşletmelerin maliyet yükünü karşılamakta zorlanması nedeniyle sektörde kapanmaların veya kapasite daralmalarının yaşanabileceği ifade ediliyor.

İşler, turizmin ülke ekonomisi için kritik bir sektör olduğunun altını çizerek, “Turizm sektörü, ihmal edilecek, gözden çıkarılacak, feda edilecek bir sektör değildir” dedi. Sektörün döviz getirisiyle cari açığın kapatılmasına katkı sağladığını, 60’a yakın yan sektörle birlikte ekonomiyi beslediğini ve geniş istihdam alanı sunduğunu vurguluyor. İşler, rekabet gücünün korunması için döviz politikasının piyasa gerçeklerine uyarlanması ve maliyet dengesinin sağlanması gerektiğini belirtti.

Son olarak, turizm sektörünün sürdürülebilirliği için öngörülebilir ekonomik adımların zorunlu olduğu ifade ediliyor. Sektör temsilcileri, döviz politikasında düzenleme yapılmadığı takdirde Türkiye’nin uluslararası turizmde rakiplerine karşı güç kaybedeceğini ve 2026 sezonunun büyük bir kayıp yılı olabileceğini öngörüyor.

Scroll to Top