Türkiye yeme-içme sektöründe 2 milyona yakın çalışanı doğrudan ilgilendiren bahşiş ve servis ücreti uygulamalarında yeni bir model üzerinde tartışma başladı. Türkiye Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği (TURYİD), bahşişin kredi kartı ve dijital ödeme sistemleriyle gönüllülük esasına dayalı olarak alınabilmesini sağlayacak bir sistem çağrısında bulundu; dernek bu yaklaşımın hem tüketiciler hem de çalışanlar açısından “daha dengeli bir yapı” yaratacağını söylüyor.
Sektörde uzun yıllardır servis ücreti işletme gelir kalemi olarak alınıp personelle paylaştırılırken, bahşiş müşterinin hizmetten memnuniyetine göre verdiği ek ücret olarak değerlendiriliyor. TURYİD’e göre mevcut uygulamada bu iki kalemin birlikte anılması, tüketici ve çalışanlar nezdinde kafa karışıklığına yol açıyor ve modern ödeme sistemlerine entegre olan yeni bir modelin ertelenmesine sebep oluyor.
Yeni Model: Kartla Bahşiş ve Gönüllülük
TURYİD’in önerdiği yeni sistemde, restoran ve kafe gibi işletmelerde müşteriler, ödeme sırasında POS cihazlarında gönüllü olarak bahşiş ekleme seçeneği görecek. Bu model, bahşiş tutarlarının işletmenin ticari gelirinden ayrı izlenmesini ve doğrudan çalışanlara dağıtılmasını amaçlıyor. Ayrıca, dağıtım mekanizmalarında hem çalışan hem işveren temsilcilerinin yer aldığı ortak kurullar kurulması planlanıyor.
TURYİD Yönetim Kurulu Başkanı Kaya Demirer, mevcut sistemin dijital platformlarla entegre olamamasının büyük bir eksiklik olduğunu belirtiyor: “Türkiye’de bugün itibarıyla kredi kartı aracılığıyla, tamamen gönüllülük esasına dayalı bahşiş bırakılmasını mümkün kılan bir sistem bulunmuyor.” Demirer, bu değişikliğin hem tüketicinin bilinçli tercihini hem de çalışanların hak ettiği gelir artışını destekleyeceğini savunuyor.
Dernek, yeni sistemde müşterilerin açık ve güçlü şekilde bilgilendirilmesinin önemine vurgu yapıyor; bu sayede hizmet kalitesine göre bahşiş bırakmanın daha şeffaf ve gönüllü olacağı belirtiliyor. Ayrıca yüzdelik gelirlerin çalışanlara dağıtımında kullanılan mevcut modellerin “günümüz koşullarına uymadığı” ve bu modellerin gözden geçirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Sektörün ve Kamunun Rolü
Demirer, sektörde bu konuda sorumluluk almaya hazır olduklarını dile getirerek destek mesajını netleştiriyor: “Bahşiş ve servis ücreti çoğu zaman aynı başlık altında tartışılıyor. Oysa sahadaki uygulamalar ve beklentiler farklı.” Sektörün önerdiği model hayata geçirildiğinde bu ayrımın çok daha net hale geleceğini söylüyor ve ekliyor: “Bahşişin kredi kartıyla ödenmesini sağlayacak düzenleme yapılırsa, yüzde 10’luk bahşiş vergisini işletmeler olarak biz üstlenmeye hazırız.”
Bu yaklaşım çalışanlar açısından belirsizlikleri ortadan kaldırmayı ve kamuoyundaki tartışmaları sağlıklı bir zemine oturtmayı hedefliyor. Demirer, gönüllülük esasına dayalı bir sistemin kamu tarafından desteklenmesinin kritik olduğunu ifade ediyor ve Hazine ile Gelir İdaresi’nin sembolik sayılabilecek bir stopaj kesintisiyle bu süreci desteklemesinin özel sektörün önünü açacağını savunuyor.
Derneğe göre bu modelle “yaklaşık 2 milyon hizmet sektörü emekçisinin gelirlerinde gözle görülür bir artış sağlanması mümkün” olacak. Ayrıca bu yaklaşımın diğer sektörler için de olumlu bir örnek teşkil etmesi ve kamu-özel sektör dayanışmasının güçlü bir örneğini oluşturması umuluyor.
TURYİD, düzenleme önerisinin çalışılmasında kamu kurumlarıyla birlikte ilerlediklerini ve sistemin hem tüketici hassasiyetlerini hem de çalışanların emeğinin karşılığını gözeten sürdürülebilir bir yapıyı hedeflediğini belirtiyor. Bu çerçevede, gönüllülük esaslı bahşiş gelirinin çalışanlar açısından kişisel gelir vergisine tabi olmaması, sistemin genel kabulü açısından önemli bir tamamlayıcı unsur olarak görülüyor.
Yeme-içme sektöründe tatil yapan ziyaretçiler, hesabı öderken bakalım bu yeni uygulamayla karşılaşacak mı? Eğer önerilen sistem yasalaşırsa, kredi kartı ve dijital ödemeler üzerinden gönüllü bahşiş bırakma seçeneği çok kısa süre içinde Türkiye restoran ve kafelerinde görülebilecek bir yenilik olabilir.

