Schengen vizesinde yaşanan randevu krizi ve artan ret oranları, Türk gezginleri bu bayram tatilinde alternatif rotalara yönlendirirken Kosova’nın tarihi kenti Prizren, kültürel yakınlığı ve vizesiz girişiyle öne çıkan destinasyonların başına yerleşti.
Türkiye’nin 126 ülkeye vizesiz seyahat imkânı sunması, Balkanlar’ı bu arayışta cazip bir seçenek haline getiriyor. Avrupa’nın en genç ülkesi Kosova’nın “tarihi başkenti” kabul edilen Prizren, Osmanlı mirasını, Türkçe konuşulan sokaklarını ve çok kültürlü atmosferiyle Türk ziyaretçilere adeta tanıdık bir şehir hissi veriyor.
Her Köşede Farklı Bir Dönemin İzi
Şar Dağları’nın eteklerinde, Akdere Nehri’nin ikiye böldüğü Prizren, Bronz Çağı’ndan günümüze Roma, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yapmış bir açık hava müzesi niteliği taşıyor. Osmanlı mimarisinin zarafetiyle Bizans ve Sırp Ortaçağ mirasını aynı kent kimliğinde harmanlayan şehir, bugün de canlı bir şehir hayatına sahne oluyor.
Kentte hayat, Osmanlı döneminden kalma dükkanların, kafelerin ve zanaatkârların varlığını sürdürdüğü Şadırvan Meydanı çevresinde akıyor. Yaklaşık 500 yıllık Osmanlı hâkimiyetinin şekillendirdiği cami, hamam, çarşı, köprü, saat kulesi ve türbe gibi yapılar, kentin en önemli turistik değerleri arasında yer alıyor.
Trafik Tabelaları da Türkçe
Şehir nüfusunun yaklaşık yüzde 70’inin Türkçe konuştuğu Prizren’de trafik levhaları, tabelalar ve şehir bilgi panoları Türkçe, Arnavutça ve Sırpça olmak üzere üç dilde kullanılıyor. Arnavutlar, Türkler, Boşnaklar ve Romanların yüzyıllardır uyum içinde yaşadığı bu kozmopolit yapı, kenti Balkanlar’daki Türk kültürünün en canlı merkezlerinden biri yapıyor.
Kamudan emekli olup tarih araştırmacılığına yönelen Prizrenli yerli Nait Kaçamaku, şehrin bu kendine özgü ruhunu şöyle anlatıyor: “Taş sokaklarda yürürken bir yanda asırlık yapılarla karşılaşıyor, diğer yanda meydanlarda hayatın canlı ritmini hissediyorsunuz. Prizren’e gelenler kısa sürede kendilerini bu şehrin bir parçası gibi hissediyor.”
Aynı Sokakta Cami, Kilise ve Çarşı
Şadırvan Meydanı çevresinde birkaç yüz metrelik bir alanda Sinan Paşa Camii, Aziz George Sırp Ortodoks Katedrali ve Meryem Ana Katolik Katedrali yan yana yükseliyor. Kaçamaku, bu tabloyu şöyle özetliyor: “Şehrimizin manevi derinliğini yansıtan bu üç yapı birbirine yalnızca otuzar metre mesafede. Kent nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olmasına rağmen bu çok dinli ortam, Prizren’in gerçek ruhunu oluşturuyor.”
Türkiye ile kardeş şehir bağları kuran Prizren’de aynı zamanda Türkiye’nin genel konsolosluğu da bulunuyor. TİKA’nın yürüttüğü restorasyon projeleri kapsamında Sinan Paşa Camii, Gazi Mehmet Paşa Hamamı ve pek çok tarihi yapı, özgün mimarisiyle yeniden ayağa kaldırıldı.
Mutlaka Görülmesi Gereken Yerler
Prizren’in öne çıkan turistik noktaları şunlar:
- Taş Köprü: Bistriça Nehri üzerinde şehrin iki yakasını birleştiren ve kentin simgesi olan tarihi köprü
- Sinan Paşa Camii: 1615 tarihli, yüksek kubbesi ve kalem işi süslemeleriyle kentin en görkemli yapısı
- Gazi Mehmet Paşa Hamamı: Balkanlar’ın en iyi korunmuş 20 kubbeli çifte hamamlarından biri; bugün kültürel etkinliklere ev sahipliği yapıyor
- Prizren Kalesi: Ortaçağ’da inşa edilip Osmanlı döneminde genişletilen, kente hâkim tarihi kale
- Bogorodica Ljeviška Kilisesi: UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan, Osmanlı belgelerinde “Fatih Sultan Mehmed Han Camii” olarak da geçen tarihi yapı
- Lumbardhi Boğazı: Yaz aylarında serinlemek, kış aylarında ise doğa sporları için tercih edilen doğal alan
Bayramda Prizren Sofrası
Balkan ve Osmanlı mutfak geleneklerinin harmanlandığı Prizren’de soğan ve közlenmiş biberle servis edilen Prizren köftesi, kaşar peynirli Pleskavitsa ve Şar Dağları’nın meşhur sert peyniri öne çıkan lezzetler arasında. Geleneksel Arnavut böreği Fliya ile yaban mersini suyu Borovnica da yerel mutfağın vazgeçilmezleri.
Her yıl ağustos ayında düzenlenen DokuFest Uluslararası Belgesel ve Kısa Film Festivali ise son yıllarda Prizren’in uluslararası turizm hareketliliğine ayrı bir ivme katıyor. Belgesel ve kısa film gösterimleri, atölyeler ve açık hava konserleriyle Balkanlar’ın en büyük açık hava film festivallerinden biri olan etkinlik, kenti yaz aylarında da gündemde tutuyor.
Kaçamaku, Kurban Bayramı’nı Prizren’de geçirmeyi düşünen Türk ziyaretçilere şu mesajı iletiyor: “Burada kendilerini yabancı hissetmezler; dil, yemek kültürü ve günlük yaşamda tanıdık birçok unsurla karşılaşırlar. Kurban Bayramı’nın manevi atmosferiyle birlikte Prizren, misafirlerine hem sıcak hem de unutulmaz bir deneyim sunar.” (Fulya Omaç)



